>Kış Rehaveti

>


Uzun zamandır bloguma uğramıyorum doğru!Kış geldi, bende bir rehavet sormayın gitsin. Bir şey yazmak bir kenara dursun ,internete bile girmedim desem yalan olmaz. Kış doğumlu olmama rağmen, ben kesinlikle bir yaz insanıyım,bundan eminim.Bilmem sizde bazı insanların mevsimlere göre daha aktif ve verimli olduğunu düşünenlerdenmisiniz.Ben hep öyle düşünürüm çünkü.. Hmm tabi bu süreçte boşta oturmadım, keyiflenmek adına romantik komedi filmler mi izlemedim,koca bir chick-lit romanmı bitirmedim ,ama ııh nafile..Beni en çok keyiflendiren başka projeler oldu.Onlarda pek yakında..
Gelelim izlediğim filmlerin ve okuduğum romanın değerlendirmesine;
1. Erkekler ne söyler kadınlar ne anlar(he’s just not that into you)20’li ve 30’lu yaşlardaki bir grup insanın ilişki havuzunda yaşadıklarından yola çıkan film,erkeklerin evlilikten korkmasından tutunda,kadınların gerçek aşk arayışlarına ve kadınların karşı cinsin sinyallerini hep yanlış değerlendirmesine kadar bir çok konuyu eğlenceli bir şekilde işlemiş.Hoş, illa izlenilesi değil ama zaman geçirmek adına izlenip gülümsetebilecek bir film.
2. Dönüşüm(don’t look back): Evli ve iki çocuklu yazarlık yapan bir kadının bir anda bedeni ve çevresindeki herşey fiziksel olarak değişmeye başlar. Resimde gördüğü bir kadının izini sürerek İtalya’ya gider.Ve olaylar saçma bir kurguyla devam eder:) Yaaa neyse uzatmak istemiyorum.Tek kelimeyle saçma sapan bir filmdi.Monica Belluci’nin hatrına bile izlenmez. Ben kolay kolay bu şekilde eleştirmem ama gerçekten son derece sıkıcı ve anlamsız bir konusu vardı.Tavsiye etmiyorum.
3.Kadın aklı erkek aklı(the ugly truth): Televizyon yapımcısı bekar bir kadının ,başka bir televizyonda kadınları tavlamak üzerine kaba saba öğütler veren,reytingleri tavan yapmış showmen bir adamla beraber çalışmaya başlamasıyla olaylar gelişir. V e ortaya şirin bir aşk hikayesi çıkar.Bence buda izlenilebilir sevimli filmler katergorisinde…
4. Arkadaşımın aşkı(My best friend’s girl): Filmde iş arkadaşına deli gibi aşık olan bir çocuk vardır, fakat kız ona aşık değildir.Bunun üzerine iş çocuğun arkadaşına düşer.Çocuğun arkadaşının bir nevi mesleği,erkek arkadaşından ayrılmış kızlarla flört edip,berbat bir sevgili olup kızlara eski sevgililerinin değerini anlaması için oyun yapmaktır. Ama bu defa işler düşündüğü gitmez ve kötü adam aşık olur.Konu güzel fakat oyunculuk yetersiz kalmış her nedense..Bu konu çok daha komik ve güzel işlenebilirdi derim ben..
Vee roman kritiğime geçiyorum hemen; Beşinci Cadde 1 Numara; Newyork’ ta herkesin hayali 5. caddede bir ev sahibi olmaktır.Helede sahip olunan daire 1 Numaralı binadaysa dünyada daha mutlu bir insan olamaz. “Sex and city” yazarı “Candace Bushnell’den inanılmaz sürekleyici bir hikaye daha..Hatırlarsanız Sex and City 2 de de Carrie ve Big evlerini 5. caddede tutmuşlardı:) Entrikaları ,eğlenceli anlatımı ve kurgusuyla bir çırpıda okunabilen bir kitap.Kış günlerinin karamsar havasını dağıtacakt eğlencelik bir roman. Okuyun derim:)
Artık ihmal yok. Daha sık bloguma uğrayacağım.Kış rehavetine derhal son veriyorum:) Sevgiler…

About imageandthecity

yeniden merhaba
Bu yazı chick lit, film, kitap, romantik komedi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

>Kış Rehaveti için 7 cevap

  1. >aynen canim benimde bir silkinip su rehaveti ustumden atmam gerek resmen kanim cekiliyor acil bi cozum dusunmeye basladim.

  2. Siu dedi ki:

    >zaten yazmaya başlamazsam gelip başında dikilicem🙂

  3. Siu dedi ki:

    >başlamazsan olacak🙂

  4. Duygu dedi ki:

    >capricemoda: Tatlım napıcaz olmaz böyle,topla kendini sende..Daha önümüzde koca bir kış var,böyle geçiremeyiz dimi amaa;)siu:Kuzumm sen zaten blogumun ilk günlerimdede hep yorumlarınla destek ve motivasyon yükledin bana.Yazıcam valla,yazmazsam dikil başıma:))mucx..

  5. Siu dedi ki:

    >her zaman yanındayım cnm lafı olmaz..

  6. Coşkun Hürsel dedi ki:

    >He's just not that into you'yu beğendim ben. Love, Actually ve Mel Gibson'un Kadınlar ne ister? filmlerini hatırlattı bana. Dönüşüm'ü izlemedim ama bir filmde Monica Bellucci olunca, hele yanında Sophie Marceau olunca mutlaka izlemem lazım (sanırım yapımcılar ünlü oyunculara başrolde bu kadar parayı sırf benim gibi hayranları için veriyorlar!) Katherine Heigl ve Gerard Butler romantik filmlere uygun bir eşleşme gibi duruyor. Filmi seyretmedim, ama konusu bana Charlie Sheen ve Angie Harmon'lu Good Advice'ı çağrıştırdı.Ben de son izlediğim filmler arasından Definitely Maybe, My Blueberry Nights ve State of Play'i hararetle öneriyorum.

  7. Duygu dedi ki:

    >Çoşkun Hoşgeldin:)Filmler hakkında çok yerinde tahminler yürütmüşsün.Ama bence "kadınlar ne ister" bu üç romantik komediden daha başarılıydı.Hmm Dönüşüme gelince ben filmi kavrayamadım,Monica Bellucinin güzelliği bile sıkılmama engel olamadı, oderece yani:)) Sen de izlersen fikrini yazarsın.Önerdiğin filmlerden Definitely Maybe,My Blueberry Nights'ı izledim. State of play'i tavsiyen üzerine mutlaka izleyeceğim.Russell Crowe hayranı olarak kaçırmam mümkün değil:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s